hakkımda
Serdar Ersun
Ars longa, vita brevis.
İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor. Üç malzeme kullanıyor: suluboya, karakalem ve akrilik. Aralarında hiyerarşi yok; konu hangisini istiyorsa o.
Suluboya yerinde çalışmak için. Bir sokak, bir iskele ya da bir kahve masası, çoğunlukla tek oturumda. Kâğıt ıslakken verilen kararlar geri alınamadığı için resmin büyük bölümü fırça değmeden bitiyor; sonrası uygulama. Kuruduktan sonra dönülen bir işin neredeyse hepsi bozuluyor, bu yüzden dönülmüyor.
Karakalem portre ve müzisyenler için. Orada mesele benzerlik değil: gözün etrafındaki kırışıklığın yönü, çenenin ağırlığı, bir solistin nefes alırken omzunu nereye çektiği. Ayrıntı yalnızca iki üç yere veriliyor, kalan her şey tarama olarak bırakılıyor.
Akrilik renk yan yana durduğunda ne olduğunu görmek için. Ten rengi karıştırılmıyor; turuncuyla mavi komşu bırakılıyor ve karışımı gözün kendisi yapıyor. Suluboyadan farklı olarak burada üstüne gidilebiliyor, ama gidilen her yer sonradan belli oluyor.
Konular tekrar ediyor ve bu bilinçli: aynı liman, aynı sokak, aynı yüz. Bir konuyu ilk çizdiğinizde gördüğünüz şeyle beşinci çizdiğinizde gördüğünüz şey aynı değil.
- Konum
- İstanbul
- Malzeme
- Suluboya, karakalem, akrilik
- Konular
- Şehir ve liman, portre, müzisyen, natürmort
- Satış
- Doğrudan atölyeden
- @s.ersun
- E-posta
- merhaba@serdarersun.com